Sevgili hayatım,
Onbeş yaşını doldurmuş olmanın sağladığı hakkı tekrar kullanmak niyetinde değilim. Bundan dolayı gayemi bir mektupla anlatmak istiyorum. Öncelikle iki yüzlü olmadığımı dile getireyim. Kelimeler öyle dinle bak ezgisine kavuşan şiirleri göreceksin. İlk olmak cesaretini taşımak boşuna çaba gibi geliyor bana bilmiyorum katılıyor musun? Yaşlandığımızın farkına varmasak değer katılırdık. Şimdi üzüm tanelerini ezerek yürüdüğüm bu yolda cenneti özlüyorum. Bu da iki yüzlü diyeceksin biliyorum. Yıkanıp şükredip bu sofraya kadar ezdiğim üzüm taneleri... Biliyor musun şu önümdeki ekmek kırıntıları bana bunca okuduğum kitaplardan aldığımı bir anda anlatıyor. Evet anda yani çok kısa bir zaman diliminde. Bir zamanlar "Onca kitaptan ne öğrendim, sevmiyorum onları" derdim. Yanılmışım anda tüketmedim onları koca bir vaktim değerlendi. Anın tadına varmayı, meyi, bir dostun verdiği içkiden aldığım hazzı ve daha bir çok dünyalığı... Oysa özlemimdir cennet, dilediğim dualar. Sahi ne için dua ettikmiştik? Bir çocuğumuz olsun diye mi yoksa bir çocuğumuz olmasın diye mi? Elime kırmızılığı çarpsa da şarabın anlatamam bu ne bir kanundur ne bir teori.Bir duadır kabulünü bilmediğim. Başaklar esniyor dilimin üzerinde. haziran, temmuz, ağustos, eylül, ekim ve nice aylar geçiyor varmaya çalışırken .Yazarken bunları otuz yaşındaydım kendime ne şair demek geçer içimden ne de yazar öğle bir cağdayız ki utandırdılar Kendimizde bir bağımız kaldı.
Onbeş yaşını doldurmuş olmanın sağladığı hakkı tekrar kullanmak niyetinde değilim. Bundan dolayı gayemi bir mektupla anlatmak istiyorum. Öncelikle iki yüzlü olmadığımı dile getireyim. Kelimeler öyle dinle bak ezgisine kavuşan şiirleri göreceksin. İlk olmak cesaretini taşımak boşuna çaba gibi geliyor bana bilmiyorum katılıyor musun? Yaşlandığımızın farkına varmasak değer katılırdık. Şimdi üzüm tanelerini ezerek yürüdüğüm bu yolda cenneti özlüyorum. Bu da iki yüzlü diyeceksin biliyorum. Yıkanıp şükredip bu sofraya kadar ezdiğim üzüm taneleri... Biliyor musun şu önümdeki ekmek kırıntıları bana bunca okuduğum kitaplardan aldığımı bir anda anlatıyor. Evet anda yani çok kısa bir zaman diliminde. Bir zamanlar "Onca kitaptan ne öğrendim, sevmiyorum onları" derdim. Yanılmışım anda tüketmedim onları koca bir vaktim değerlendi. Anın tadına varmayı, meyi, bir dostun verdiği içkiden aldığım hazzı ve daha bir çok dünyalığı... Oysa özlemimdir cennet, dilediğim dualar. Sahi ne için dua ettikmiştik? Bir çocuğumuz olsun diye mi yoksa bir çocuğumuz olmasın diye mi? Elime kırmızılığı çarpsa da şarabın anlatamam bu ne bir kanundur ne bir teori.Bir duadır kabulünü bilmediğim. Başaklar esniyor dilimin üzerinde. haziran, temmuz, ağustos, eylül, ekim ve nice aylar geçiyor varmaya çalışırken .Yazarken bunları otuz yaşındaydım kendime ne şair demek geçer içimden ne de yazar öğle bir cağdayız ki utandırdılar Kendimizde bir bağımız kaldı.
Yorumlar
Yorum Gönder