Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sevgili hayatım, Onbeş yaşını doldurmuş olmanın sağladığı hakkı tekrar kullanmak niyetinde değilim. Bundan dolayı gayemi bir mektupla anlatmak istiyorum. Öncelikle iki yüzlü olmadığımı dile getireyim. Kelimeler öyle dinle bak ezgisine kavuşan şiirleri göreceksin. İlk olmak cesaretini taşımak boşuna çaba gibi geliyor bana bilmiyorum katılıyor musun? Yaşlandığımızın farkına varmasak değer katılırdık. Şimdi üzüm tanelerini ezerek yürüdüğüm bu yolda cenneti özlüyorum. Bu da iki yüzlü diyeceksin biliyorum. Yıkanıp şükredip bu sofraya kadar ezdiğim üzüm taneleri... Biliyor musun şu önümdeki ekmek kırıntıları bana bunca okuduğum kitaplardan aldığımı bir anda anlatıyor. Evet anda yani çok kısa bir zaman diliminde. Bir zamanlar "Onca kitaptan ne öğrendim, sevmiyorum onları" derdim. Yanılmışım anda tüketmedim onları koca bir vaktim değerlendi. Anın tadına varmayı, meyi, bir dostun verdiği içkiden aldığım hazzı ve daha bir çok dünyalığı... Oysa özlemimdir cennet, dilediğim dualar. Sa...
En son yayınlar

Açıldı kapı şaha giderim

Bugün hiçliğim parselliyor coğrafyamı İki kişi incirimi söküyor Gördüm Babam! Diyorum ki sök sökeni. Dört köşemde bir yanım güneş Kanlı hançere cesaretsizim Oysa özlemimdir Bahadırı bir caddede sökmeye Adaşım diyor. "Şu mermi içimi delmeseydi eğer Seni alıp götürecektim." Ben miyim can telaşında? Ardıma bakmaktan utandım artık Sağ elim göğsümde şaha giderim ...

Kasım 23

Merhaba günlüğüm Bu sabah boğazıma dizilen o kadar kelime vardı ki Alnımı alıp geldim Buralarda dört mevsim yaşanabiliyoruz biliyor musun? Mart , Haziran, Ekim, Aralık.. Şşşş "Ben bir günlüğüm!" diyeceksin Hak veriyorum günlüğüm özür dilerim. Yetinemediğimi söylemiştim affet. Elimde değil inan kurtulamıyorum aklımdan Bir ezgi çağlıyor bugün affet. Haziranda bir ezgim. Babam gibi tınıyor Oysa müzisyen değilim ben Ahmet! Bir kuzeylinin güney şarkılarına hasretiyim ben Ya da bir güneyli sahra çölüne doğmuş Mülteci derler adıma! Bu dünya benim memleket Ahmet Muhacirim.! Hesapsız yaşıyorum inan Temmuz sularında bir mızıka alıyorum yakamozlara Denizin derin sularında yüzsün diye ezgilerim Hesapsız kim bilir kaç lisan duydum Kaç güneş yükseldi kaç güneş battı üzerime Ayaklarımda denizin tuzuyla uyudum Belki kıskandım ama Nazar değmiş mızıkam baş ucumda
Siz hiç peygamber gördün mü? Ben bir kere gördüm Oturdum ağladım Cenneti istemediğime mi ağladım dersiniz Öyle değil aslında Sarılmak isteğimden Siz hiç hayatı kazanmak istediniz mi tekrar? Ben de bir kere istedim Kaleme sarıldım muhayyer makamında ikinci kısım birinci dizeden Ah! O can kenarı ağır mirasım Biliyorum ki Hazin ve umutsuz çabalarıma Merhem feryadım! Küfre de imana da sebep
Merhaba günlüğüm, Son günlüğüm demiştim yetinemedim yine merhaba günlüğüm Bugün dişlerimin arasında bir folyo ezildi Bir mızıka ezgisi gibi çağladı kırıltısı Kırılırken folyonun metali düştü aklıma İlk gün! İlk gün demişti ki Ahmet "Siz ile ileride görüşmeyeceğiz ama biz sürekli görüşeceğiz" Ben Ahmet ile o günden bu yana görüşüyorum biliyor musun günlüğüm? Yook yok yalan söyledim inan bana günlüğüm Büyüyemiyorum inan Bir nefes alsam fesleğen kokuyor coğrafyam Sevemiyorum artık bozkırı günlüğüm Ahmet'e söyle yeni şehirler bulalım İstanbul gibi Ana gibi sevdiğim kedileri de alırız Bilmezsin bir gün düşümde tavşan edasıyla suladım Ne çok görüyorum Gördüğüm vakitlerde yalvarıyorum O'na günlüğüm Lütfen, lütfen cennetimi ayırma benden Geçen gün ortak bir arkadaşımızla bir çocuk büyüttük Küçük prensiydim ben çocukların O küçük gezegeninde kaç kez izledim gün batımını bilemiyorum İnsan hüzünlüyken izler gün batımını değil mi Ahmet?
Hastayım ben biliyor musunuz bayım? İhmal etmiyorum dolunayı Belki bir şiir yaşıyorum Belki deva değil ilaç Bir şiir, bir dize Bir fesleğen gölgeliyor mızıkamı Sevmiyorum artık diyorum Bozkırı ortasıyla Özlemiyorum artık Dolunay çekiminde hayatı Gel-git'leriyle kaldı güvende parklarımız - Didem Madak

31 Ekim 17

Merhaba günlüğüm Dün kemalime bir çocuk olarak yeniden başladım Bugün büyüdüm biraz günlük tutuyorum Kalan günlerimin en genç günündeyim artık bende Hem Ahmet dedi ki bana, "Yaşasaydın topuklarını ovardım" Ne çok ihtiyacım vardı yalnızlığımda Yağmurlar çağırmazdı o vakit beni sabahlara Ne çok kağıt israf ettim ilk günden Yok dedim yağmuru çağıracak buruşturup attım gene Özür dilerim Yetinemediğim kadar başaramıyorum da Yalan söyledim Hiç bir kağıdı buruşturup atmadım Hem incitemem ki hiç bir ağacı Çok alçak oldu dünya biliyor musun? Bu zamanlarda soğuk ekranlara diziliyor kelimeler Gerçekliği yüzüme vurma ne olur günlüğüm Ben onu öyle seviyorum Hem sermayemiz şiirler diye hayal de mi kurmayalım Ahmet ne yapıyordur? Sabahları erkenden kalkıyor mudur? Yook ben bir duyum aldım günlüğüm Benim bulunduğum yerde yıldızlardan bir şeyler kaçmıyor Yağmur yağdığında dolunayı gözlüyormuş sabahlara kadar Gözyaşlarını bir fincanda şekersiz içiyorum Alışmalıyım art...